Çeşitli zikirler

Okuma ayarları
دُعَاءُ لُبْسِ الثَّوْبِ
الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي كَسَانِي هَذَا (الثَّوْبَ) وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلَا قُوَّةٍ.
Elbise giyme duası
Bu elbiseyi bana giydiren, benim bir güç ve kuvvetim olmaksızın onu bana nasip eden Allah’a hamd olsun.
دُعَاءُ لُبْسِ الثَّوْبِ الْجَدِيدِ
اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ كَسَوْتَنِيهِ، أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِهِ
Yeni elbise giyerken dua
Allah’ım, hamd Sanadır. Bu elbiseyi bana Sen giydirdin; Senden onun hayrını isterim.
دُعَاءُ الْكَرْبِ
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ، وَرَبُّ الْأَرْضِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ
اللَّهُمَّ رَحْمَتَكَ أَرْجُو فَلَا تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ وَأَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ ، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ
لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
اللَّهُ اللَّهُ رَبِّي لَا أُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا
Sıkıntı duası
Yüce ve halim olan Allah’tan başka ilah yoktur. Büyük arşın Rabbi Allah’tan başka ilah yoktur. Göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve kerim arşın Rabbi Allah’tan başka ilah yoktur.
Allah’ım! Rahmetini umuyorum. Beni göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsime bırakma ve bütün işlerimi düzelt. Senden başka ilah yoktur.
Senden başka ilah yoktur. Seni tesbih ederim. Ben gerçekten zalimlerden oldum.
Allah, Allah benim Rabbimdir. O’na hiçbir şeyi ortak koşmam.
دُعَاءُ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ
اللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ ابْنُ عَبْدِكَ ابْنُ أَمَتِكَ نَاصِيَتِي بِيَدِكَ مَاضٍ فِيَّ حُكْمُكَ ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ أَوْ أَنْزَلْتَهُ فِي كِتَابِكَ ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ أَوِ اسْتَأْثَرْتَ بِهِ فِي عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ أَنْ تَجْعَلَ الْقُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبِي ، وَنُورَ صَدْرِي وَجَلَاءَ حُزْنِي وَذَهَابَ هَمِّي.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ.
Keder ve üzüntü duası
Allah’ım! Ben senin kulunum; erkek kulunun ve kadın kulunun oğluyum. Alnım senin elindedir, hükmün üzerimde geçerlidir, benim hakkımdaki kararın adildir. Kendini adlandırdığın, kitabında indirdiğin, yarattıklarından birine öğrettiğin veya katındaki gayb ilminde kendine ayırdığın sana ait her isimle senden, Kur’an’ı kalbimin baharı, göğsümün nuru, üzüntümün gidericisi ve kaygımın dağıtıcısı kılmanı isterim.
Allah’ım! Kaygı ve üzüntüden, acizlik ve tembellikten, cimrilik ve korkaklıktan, ağır borçtan ve insanların baskısından sana sığınırım.
دُعَاءُ قَضَاءِ الدَّيْنِ
اللَّهُمَّ اكْفِنِي بِحَلَالِكَ عَنْ حَرَامِكَ وَأَغْنِنِي بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ
Borcu ödemek için dua
Allah’ım, helalinle beni haramından koru ve lütfunla beni Senden başkasına muhtaç etme.
دُعَاءُ الرِّيحِ
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَهَا، وَخَيْرَ مَا فِيهَا، وَخَيْرَ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا، وَشَرِّ مَا فِيهَا وَشَرِّ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ.
Rüzgâr duası
Allah’ım! Onun hayrını, içindeki hayrı ve onunla gönderilenin hayrını senden isterim. Onun şerrinden, içindeki şerden ve onunla gönderilenin şerrinden sana sığınırım.
دُعَاءُ الرَّعْدِ
سُبْحَانَ اللَّهِ الَّذِي يُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ وَالْمَلَائِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِ
Gök gürlediğinde dua
Gök gürültüsünün O’nu hamd ile, meleklerin de O’ndan korkarak tesbih ettiği Allah’ı tesbih ederim.
دُعَاءُ زِيَارَةِ الْقُبُورِ
السَّلَامُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الدِّيَارِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُسْلِمِينَ، وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُمْ لَاحِقُونَ وَيَرْحَمُ اللَّهُ الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنَّا وَالْمُسْتَأْخِرِينَ، أَسْأَلُ اللَّهَ لَنَا وَلَكُمُ الْعَافِيَةَ.
Kabir ziyareti duası
Ey bu diyarın mümin ve Müslüman sakinleri, selam sizin üzerinize olsun. Biz de inşallah size katılacağız. Allah bizden önce gidenlere ve sonra gelenlere merhamet etsin. Allah’tan bizim ve sizin için afiyet dilerim.
دُعَاءُ نُزُولِ الْمَطَرِ
اللَّهُمَّ صَيِّبًا نَافِعًا
Yağmur yağarken dua
Allah’ım, faydalı bir yağmur ihsan eyle.
دُعَاءُ رُكُوبِ الدَّابَّةِ أَوْ مَا يَقُومُ مَقَامَهَا ( السَّيَّارَةِ أَوِ الْقِطَارِ أَوِ الطَّائِرَةِ أَوِ السَّفِينَةِ)
بِسْمِ اللَّهِ ، الْحَمْدُ لِلَّهِ ، سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ، الْحَمْدُ لِلَّهِ ، الْحَمْدُ لِلَّهِ ، الْحَمْدُ لِلَّهِ ، اللَّهُ أَكْبَرُ ، اللَّهُ أَكْبَرُ ، اللَّهُ أَكْبَرُ ، سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي ، فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ.
Bineğe veya onun yerine geçen arabaya, trene, uçağa ya da gemiye binme duası
Allah’ın adıyla. Allah’a hamd olsun. Bunu bizim hizmetimize veren Allah’ı tesbih ederim; yoksa biz buna güç yetiremezdik. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz. Allah’a hamd olsun, Allah’a hamd olsun, Allah’a hamd olsun. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’ım! Seni tesbih ederim. Ben kendime zulmettim, beni bağışla; çünkü günahları senden başka bağışlayacak yoktur.
دُعَاءُ السَّفَرِ
اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ فِي سَفَرِنَا هَذَا الْبِرَّ وَالتَّقْوَى، وَمِنَ الْعَمَلِ مَا تَرْضَى ، اللَّهُمَّ هَوِّنْ عَلَيْنَا سَفَرَنَا هَذَا وَاطْوِ عَنَّا بُعْدَهُ، اللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فِي السَّفَرِ، وَالْخَلِيفَةُ فِي الْأَهْلِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثَاءِ السَّفَرِ وَكَآبَةِ الْمَنْظَرِ وَسُوءِ الْمُنْقَلَبِ فِي الْمَالِ وَالْأَهْلِ.
وَإِذَا رَجَعَ قَالَهُنَّ وَزَادَ فِيهِنَّ ـ" آيِبُونَ ،تَائِبُونَ، عَابِدُونَ ، لِرَبِّنَا حَامِدُونَ"
Yolculuk duası
Allah’ım! Bu yolculuğumuzda senden iyilik ve takva ile razı olacağın amelleri isteriz. Allah’ım! Bu yolculuğumuzu bize kolaylaştır ve uzaklığını bize kısalt. Allah’ım! Yolculukta yoldaşımız ve geride bıraktığımız ailemizin koruyucusu sensin. Allah’ım! Yolculuğun sıkıntısından, üzücü manzaralardan ve malımız ile ailemize kötü bir hâlde dönmekten sana sığınırım.
Dönüşte bunları söyler ve şunu ekler: Dönüyoruz, tövbe ediyoruz, kulluk ediyoruz ve Rabbimize hamd ediyoruz.
دُعَاءُ الْمُسَافِرِ لِلْمُقِيمِ
أَسْتَوْدِعُكُمُ اللَّهَ الَّذِي لَا تَضِيعُ وَدَائِعُهُ
Yolcunun geride kalana duası
Sizi, emanetleri kaybolmayan Allah’a emanet ediyorum.
دُعَاءُ الْمُقِيمِ لِلْمُسَافِرِ
أَسْتَوْدِعُ اللَّهَ دِينَكَ وَأَمَانَتَكَ ، وَخَوَاتِيمَ عَمَلِكَ زَوَّدَكَ اللَّهُ التَّقْوَى، وَغَفَرَ ذَنْبَكَ، وَيَسَّرَ لَكَ الْخَيْرَ حَيْثُ مَا كُنْتَ
Mukimin yolcu için duası
Dinini, emanetini ve amellerinin sonunu Allah’a emanet ederim. Allah sana takvayı azık etsin, günahını bağışlasın ve nerede olursan ol hayrı sana kolaylaştırsın.
دُعَاءُ النُّزُولِ فِي مَكَانٍ
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ
Bir yerde konaklarken dua
Yarattıklarının şerrinden Allah’ın eksiksiz sözlerine sığınırım.
الدُّعَاءُ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ
رَبِّ اغْفِرْ لِي رَبِّ اغْفِرْ لِي اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ، وَارْحَمْنِي وَاهْدِنِي وَاجْبُرْنِي وَعَافِنِي وَارْزُقْنِي وَارْفَعْنِي
İki secde arasında dua
Rabbim, beni bağışla; Rabbim, beni bağışla. Allah’ım! Beni bağışla, bana merhamet et, beni doğru yola ilet, hâlimi düzelt, bana afiyet ve rızık ver, derecemi yükselt.
دُعَاءُ مَنِ اسْتَصْعَبَ عَلَيْهِ أَمْرٌ
اللَّهُمَّ لَا سَهْلَ إِلَّا مَا جَعَلْتَهُ سَهْلًا وَأَنْتَ تَجْعَلُ الْحَزْنَ إِذَا شِئْتَ سَهْلًا
İşi zorlaşanın duası
Allah’ım! Senin kolay kıldığından başka kolay yoktur. Sen dilersen zorluğu kolaylaştırırsın.
دُعَاءُ الْخَوْفِ مِنَ الشِّرْكِ
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ وَأَنَا أَعْلَمُ ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِمَا لَا أَعْلَمُ
Şirk korkusu duası
Allah’ım! Bilerek sana ortak koşmaktan sana sığınır, bilmediğim şeyler için senden bağışlanma dilerim.
مَا يُقَالُ فِي الْمَجْلِسِ
رَبِّ اغْفِرْ لِي وَتُبْ عَلَيَّ إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الْغَفُورُ (100 مَرَّةٍ قَبْلَ أَنْ يَقُومَ)
Mecliste söylenecek dua
Rabbim, beni bağışla ve tövbemi kabul et. Şüphesiz tövbeleri çokça kabul eden ve çok bağışlayan Sensin. (Kalkmadan önce 100 defa.)
كَفَّارَةُ الْمَجْلِسِ
سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Meclis kefareti
Allah’ım! Seni hamdinle tesbih ederim. Senden başka ilah olmadığına şahitlik eder, senden bağışlanma diler ve sana tövbe ederim.
دُعَاءُ مَنْ رَأَى مُبْتَلًى
الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي عَافَانِي مِمَّا ابْتَلَاهُ بِهِ وَفَضَّلَنِي عَلَى كَثِيرٍ مِمَّنْ خَلَقَ تَفْضِيلًا
Bir belaya uğramış kimseyi görenin duası
Onu uğrattığı beladan beni koruyan ve beni yarattıklarının birçoğundan üstün kılan Allah’a hamd olsun.
دُعَاءُ الْغَضَبِ
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
Öfke anında dua
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.
الدُّعَاءُ لِلْمُتَزَوِّجِ
بَارَكَ اللَّهُ لَكَ ، وَبَارَكَ عَلَيْكَ ، وَجَمَعَ بَيْنَكُمَا فِي خَيْرٍ
Evlenen kimse için dua
Allah senin için bereketli kılsın, sana bereket versin ve ikinizi hayırda birleştirsin.
دُعَاءُ الْمُتَزَوِّجِ لِنَفْسِهِ
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَهَا وَخَيْرَ مَا جَبَلْتَهَا عَلَيْهِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا وَشَرِّ مَا جَبَلْتَهَا عَلَيْهِ ، وَإِذَا اشْتَرَى بَعِيرًا فَلْيَأْخُذْ بِذُرْوَةِ سَنَامِهِ وَلْيَقُلْ مِثْلَ ذَلِكَ
Evlenenin kendisi için duası
Allah’ım! Onun hayrını ve yaratılışına koyduğun hayrı senden ister, onun şerrinden ve yaratılışına koyduğun şerden sana sığınırım. Bir deve satın aldığında hörgücünün üstünden tutsun ve aynı duayı söylesin.
الدُّعَاءُ قَبْلَ الْجِمَاعِ
بِسْمِ اللَّهِ ـ اللَّهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا
Eşlerin birlikteliğinden önce dua
Allah’ın adıyla. Allah’ım, şeytanı bizden uzaklaştır ve bize nasip ettiğinden de şeytanı uzaklaştır.
دُعَاءُ الْعُطَاسِ
إِذَا عَطَسَ أَحَدُكُمْ فَلْيَقُلْ : الْحَمْدُ لِلَّهِ ، وَلْيَقُلْ لَهُ أَخُوهُ ، أَوْ صَاحِبُهُ : يَرْحَمُكَ اللَّهُ فَإِذَا قَالَ لَهُ : يَرْحَمُكَ اللَّهُ ، فَلْيَقُلْ : يَهْدِيكُمُ اللَّهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ.
Hapşırma duası
Sizden biri hapşırdığında “Allah’a hamd olsun” desin. Kardeşi veya arkadaşı ona “Allah sana merhamet etsin” desin. Ona bunu söylediğinde de “Allah size hidayet versin ve hâlinizi düzeltsin” diye karşılık versin.
الدُّعَاءُ عِنْدَ إِفْطَارِ الصَّائِمِ
ذَهَبَ الظَّمَأُ ، وَابْتَلَّتِ الْعُرُوقُ ، وَثَبَتَ الْأَجْرُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ
Oruçlunun iftar ettiği sırada dua
Susuzluk gitti, damarlar ıslandı ve Allah dilerse sevap kesinleşti.
الدُّعَاءُ إِذَا أَفْطَرَ عِنْدَ أَهْلِ بَيْتٍ
أَفْطَرَ عِنْدَكُمُ الصَّائِمُونَ ، وَأَكَلَ طَعَامَكُمُ الْأَبْرَارُ ، وَصَلَّتْ عَلَيْكُمُ الْمَلَائِكَةُ
Bir evde iftar edildiğinde dua
Yanınızda oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyi kimseler yesin ve melekler sizin için dua etsin.
دُعَاءُ رُؤْيَةِ الْهِلَالِ
اللَّهُ أَكْبَرُ ، اللَّهُمَّ أَهِلَّهُ عَلَيْنَا بِالْأَمْنِ ، وَالْإِيمَانِ وَالسَّلَامَةِ ، وَالْإِسْلَامِ ، وَالتَّوْفِيقِ لِمَا تُحِبُّ وَتَرْضَى رَبُّنَا وَرَبُّكَ اللَّهُ.
Hilali görünce dua
Allah en büyüktür. Allah’ım! Onu bize güven, iman, esenlik, İslam ve sevip razı olduğun şeylere muvaffakiyetle doğdur. Bizim de senin de Rabbin Allah’tır.
دُعَاءُ مَنْ أُصِيبَ بِمُصِيبَةٍ
إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ اللَّهُمَّ أْجُرْنِي فِي مُصِيبَتِي وَأَخْلِفْ لِي خَيْرًا مِنْهَا
Musibete uğrayanın duası
Biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz. Allah’ım! Bu musibetimde bana ecir ver ve onun yerine benim için daha hayırlısını nasip et.
الدُّعَاءُ لِلْمَرِيضِ فِي عِيَادَتِهِ
لَا بَأْسَ طَهُورٌ إِنْ شَاءَ اللَّهُ مَا مِنْ عَبْدٍ مُسْلِمٍ يَعُودُ مَرِيضًا لَمْ يَحْضُرْ أَجَلُهُ فَيَقُولُ سَبْعَ مَرَّاتٍ : أَسْأَلُ اللَّهَ الْعَظِيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشْفِيَكَ إِلَّا عُوفِيَ.
Hasta ziyaretinde dua
Zararı yok, inşallah temizlenmeye vesile olur. Eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eden bir Müslüman kul, “Yüce arşın Rabbi olan yüce Allah’tan sana şifa vermesini dilerim” sözünü yedi defa söylerse hasta iyileşir.
دُعَاءُ الْمَرِيضِ الَّذِي يَئِسَ مِنْ حَيَاتِهِ
اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَأَلْحِقْنِي بِالرَّفِيقِ الْأَعْلَى
Hayatından ümidini kesen hastanın duası
Allah’ım, beni bağışla, bana merhamet et ve beni yüce dosta ulaştır.
مَا يُعَوَّذُ بِهِ الْأَوْلَادُ
أُعِيذُكُمَا بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ ، وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لَامَّةٍ
Çocukları korumak için okunacak dua
Her şeytandan, her zehirli canlıdan ve zarar veren her gözden ikinizi Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığındırırım.
دُعَاءُ لِقَاءِ الْعَدُوِّ وَذِي السُّلْطَانِ
حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
اللَّهُمَّ إِنَّا نَجْعَلُكَ فِي نُحُورِهِمْ وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شُرُورِهِمْ
اللَّهُمَّ أَنْتَ عَضُدِي ، وَأَنْتَ نَصِيرِي ، بِكَ أَجُولُ وَبِكَ أَصُولُ وَبِكَ أُقَاتِلُ
Düşman ve yetki sahibiyle karşılaşma duası
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir.
Allah’ım! Onlara karşı seni öne çıkarıyor ve onların şerrinden sana sığınıyoruz.
Allah’ım! Sen benim dayanağım ve yardımcımsın. Senin yardımınla hareket eder, senin yardımınla saldırır ve senin yardımınla savaşırım.
دُعَاءُ صَلَاةِ الِاسْتِخَارَةِ
قَالَ جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُعَلِّمُنَا الِاسْتِخَارَةَ فِي الْأُمُورِ كُلِّهَا كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ ، يَقُولُ : ( إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالْأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ لْيَقُلْ : اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ ، اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ ـ وَيُسَمِّي حَاجَتَهُ ـ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي ـ أَوْ قَالَ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ ـ فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي ـ أَوْ قَالَ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ ـ فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِي الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ).
İstihare namazı duası
Câbir bin Abdullah r.a. şöyle dedi: Allah Resulü ﷺ bize bütün işlerde istihareyi Kur’an’dan bir sure öğretir gibi öğretirdi. Şöyle buyururdu: “Biriniz bir iş yapmaya niyet ettiğinde farz namaz dışında iki rekât namaz kılsın, sonra şöyle desin: Allah’ım! İlminle senden hayırlı olanı ister, kudretinle senden güç ister ve büyük lütfundan dilerim. Senin gücün yeter, benim yetmez; sen bilirsin, ben bilmem ve sen gaybları çok iyi bilensin. Allah’ım! Eğer bu işin — burada ihtiyacını söyler — dinim, geçimim ve işimin sonucu bakımından — veya şu anı ve geleceği bakımından buyurdu — benim için hayırlı olduğunu biliyorsan onu bana takdir et, bana kolaylaştır ve sonra onu benim için bereketlendir. Eğer bu işin dinim, geçimim ve işimin sonucu bakımından — veya şu anı ve geleceği bakımından buyurdu — benim için kötü olduğunu biliyorsan onu benden, beni de ondan uzaklaştır. Hayır nerede ise onu bana takdir et ve sonra beni onunla razı eyle.”
دُعَاءُ سُجُودِ التِّلَاوَةِ
سَجَدَ وَجْهِي لِلَّذِي خَلَقَهُ ،وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ بِحَوْلِهِ وَقُوَّتِهِ ( فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ )
Tilavet secdesi duası
Yüzüm, onu yaratan, güç ve kuvvetiyle ona işitme ve görme yetisini veren Allah’a secde etti. (Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir.)
دُعَاءُ الِاسْتِفْتَاحِ
اللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَايَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْغَرْبِ ، اللَّهُمَّ نَقِّنِي مِنْ خَطَايَايَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الْأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ، اللَّهُمَّ اغْسِلْنِي مِنْ خَطَايَايَ بِالثَّلْجِ وَالْمَاءِ وَالْبَرَدِ.
سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلَا إِلَهَ غَيْرُكَ.
اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا ، اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا ، اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا ، وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلًا(ثَلَاثًا) ـ "أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ مِنْ نَفْخِهِ وَنَفْثِهِ وَهَمْزِهِ ".
Başlangıç duası
Allah’ım! Doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi benimle günahlarımın arasını uzaklaştır. Allah’ım! Beyaz elbise kirden temizlendiği gibi beni günahlarımdan temizle. Allah’ım! Beni günahlarımdan kar, su ve dolu ile yıka.
Allah’ım! Seni hamdinle tesbih ederim. Adın mübarek, şanın yücedir; senden başka ilah yoktur.
Allah pek büyüktür, Allah pek büyüktür, Allah pek büyüktür. Allah’a çok hamd olsun, Allah’a çok hamd olsun, Allah’a çok hamd olsun. Sabah akşam Allah’ı tesbih ederim (üç defa). “Şeytandan, onun kibir vermesinden, üflemesinden ve vesvesesinden Allah’a sığınırım.”
دُعَاءُ دُخُولِ السُّوقِ
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (كَتَبَ اللَّهُ لَهُ أَلْفَ أَلْفِ حَسَنَةٍ وَمَحَا عَنْهُ أَلْفَ أَلْفِ سَيِّئَةٍ وَرَفَعَ لَهُ أَلْفَ أَلْفِ دَرَجَةٍ وَفِي رِوَايَةٍ: وَبَنَى لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ).
بِسْمِ اللَّهِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ هَذِهِ السُّوقِ، وَخَيْرَ مَا فِيهَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا وَشَرِّ مَا فِيهَا، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُصِيبَ بِهَا يَمِينًا فَاجِرَةً، أَوْ صَفْقَةً خَاسِرَةً.
Çarşıya giriş duası
Allah’tan başka ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk ve hamd O’nundur. O diriltir ve öldürür; O diridir, ölmez. Hayır O’nun elindedir ve O her şeye kadirdir. (Allah ona bir milyon iyilik yazar, bir milyon kötülüğünü siler ve onu bir milyon derece yükseltir; bir rivayette onun için cennette bir ev yapar.)
Allah’ın adıyla. Allah’ım! Bu çarşının ve içindekilerin hayrını senden isterim. Onun ve içindekilerin şerrinden sana sığınırım. Allah’ım! Burada yalan bir yemin etmekten veya zarar ettiren bir alışveriş yapmaktan sana sığınırım.
عِنْدَ فِعْلِ الذَّنْبِ أَوِ ارْتِكَابِ الْمَعْصِيَةِ
كَمَا أَخْبَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ((مَا مِنْ عَبْدٍ يُذْنِبُ ذَنْبًا فَيَتَوَضَّأُ فَيُحْسِنُ الطُّهُورَ،ثُمَّ يَقُومُ فَيُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ ، ثُمَّ يَسْتَغْفِرُ اللَّهَ لِذَلِكَ الذَّنْبِ إِلَّا غُفِرَ لَهُ )).
Günah veya isyan işlendiğinde
Allah Resulü ﷺ bize şöyle haber vermiştir: “Bir kul günah işleyip abdest alır ve temizliğini güzelce yapar, sonra kalkıp iki rekât namaz kılar ve o günah için Allah’tan bağışlanma dilerse mutlaka bağışlanır.”
الدُّعَاءُ عِنْدَ سَمَاعِ أَصْوَاتِ الْحَيَوَانَاتِ
الدُّعَاءُ عِنْدَ صِيَاحِ الدِّيكِ : (( اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ )). ((إِذَا سَمِعْتُمْ صِيَاحَ الدِّيكِ[مِنَ اللَّيْلِ]،فَاسْأَلُوا اللَّهَ مِنْ فَضْلِهِ فَإِنَّهَا رَأَتْ مَلَكًا وَإِذَا سَمِعْتُمْ نَهِيقَ الْحِمَارِ،فَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ فَإِنَّهَا رَأَتْ شَيْطَانًا)). مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ.
الدُّعَاءُ عِنْدَ صِيَاحِ الدِّيكِ وَنَهِيقِ الْحِمَارِ وَنُبَاحِ الْكِلَابِ: (( أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ )).
((إِذَا سَمِعْتُمْ نُبَاحَ الْكِلَابِ وَنَهِيقَ الْحَمِيرِ بِاللَّيْلِ فَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ فَإِنَّهُنَّ يَرَيْنَ مَا لَا تَرَوْنَ)). صَحِيحٌ(صَحِيحُ سُنَنِ أَبِي دَاوُدَ3/961)
Hayvan sesleri duyulduğunda yapılan dua
Horoz öttüğünde: “Allah’ım, Senin lütfundan isterim.” “Geceleyin horozun ötüşünü duyduğunuzda Allah’tan O’nun lütfunu isteyin; çünkü o bir melek görmüştür. Eşeğin anırmasını duyduğunuzda ise şeytandan Allah’a sığının; çünkü o bir şeytan görmüştür.” Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.
Horozun ötüşü, eşeğin anırması ve köpeklerin havlaması duyulduğunda: “Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.”
“Geceleyin köpeklerin havlamasını ve eşeklerin anırmasını duyduğunuzda Allah’a sığının; çünkü onlar sizin görmediklerinizi görürler.” Sahih (Sahih Sünen Ebî Dâvûd, 3/961).
سَيِّدُ الِاسْتِغْفَارِ
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ بِذَنْبِي ، فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ.
عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ ( سَيِّدُ الِاسْتِغْفَارِ أَنْ يَقُولَ الْعَبْدُ اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ بِذَنْبِي ، فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ ) مَنْ قَالَهَا فِي النَّهَارِ مُوقِنًا بِهَا فَمَاتَ مِنْ يَوْمِهِ قَبْلَ أَنْ يُمْسِيَ فَهُوَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ وَمَنْ قَالَهَا مِنَ اللَّيْلِ وَهُوَ مُوقِنٌ بِهَا فَمَاتَ قَبْلَ أَنْ يُصْبِحَ فَهُوَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ . أَخْرَجَهُ الْبُخَارِيُّ.
Seyyidü’l-istiğfar
Allah’ım! Sen benim Rabbimsin; senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın, ben de senin kulunum. Gücüm yettiğince sana verdiğim söz ve vaadim üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Bana verdiğin nimeti kabul ediyor ve günahımı itiraf ediyorum; beni bağışla, çünkü günahları senden başka bağışlayacak yoktur.
Şeddâd bin Evs’ten r.a. rivayet edildiğine göre Peygamber ﷺ şöyle buyurdu: “İstiğfarın en üstünü kulun şöyle demesidir: Allah’ım! Sen benim Rabbimsin; senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın, ben de senin kulunum. Gücüm yettiğince sana verdiğim söz ve vaadim üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Bana verdiğin nimeti kabul ediyor ve günahımı itiraf ediyorum; beni bağışla, çünkü günahları senden başka bağışlayacak yoktur.” Bunu gündüz inanarak söyleyip akşam olmadan o gün ölen kimse cennet ehlindendir. Bunu gece inanarak söyleyip sabah olmadan ölen kimse de cennet ehlindendir. Buhârî rivayet etmiştir.
الدُّعَاءُ إِذَا أَحْسَسْتَ بِوَجَعٍ فِي جَسَدِكَ
ضَعْ يَدَكَ عَلَى الَّذِي تَأَلَّمَ مِنْ جَسَدِكَ وَقُلْ: بِسْمِ اللَّهِ ،ثَلَاثًا ،وَقُلْ سَبْعَ مَرَّاتٍ: أَعُوذُ بِاللَّهِ وَقُدْرَتِهِ مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ وَأُحَاذِرُ.
Bedende ağrı hissedildiğinde dua
Elini bedeninde ağrıyan yere koy ve üç defa “Allah’ın adıyla” de. Yedi defa da şöyle söyle: Hissettiğim ve sakındığım şeyin şerrinden Allah’a ve O’nun kudretine sığınırım.
مَا يَقُولُ وَيَفْعَلُ مَنْ أَذْنَبَ ذَنْبًا
مَا مِنْ عَبْدٍ يُذْنِبُ ذَنْبًا فَيُحْسِنُ الطُّهُورَ ثُمَّ يَقُومُ فَيُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ ، ثُمَّ يَسْتَغْفِرُ اللَّهَ إِلَّا غُفِرَ لَهُ
Günah işleyenin söyleyeceği ve yapacağı şey
Bir kul günah işleyip güzelce temizlenir, ardından kalkıp iki rekât namaz kılar ve Allah’tan bağışlanma dilerse mutlaka bağışlanır.
Okuma süresiHazır olduğunuzda başlayın
0 / 0

Tamamlanan okumalarınız burada görünecek.

Okuma duraklatıldı

Açıklama ve kaynak

Zikri paylaş

WhatsApp Telegram Facebook X
Paylaşılacak metin

Yeniden başlansın mı?

Bu, kategorinin mevcut sayaçlarını ve kayıtlı yerini temizler. Tamamlanmış okuma geçmişiniz saklanır.

Hadis kütüphanesinden

Hadis
Abud-Darda' (May Allah be pleased with him) said: The Messenger of Allah (ﷺ) said, "When a person curses somebody or something, the curse goes up to heaven and the gates of heaven get closed. Then it comes down to the earth and its gates get closed. Then it turns right and left, and if it does not find an entrance to go anywhere, it returns to the person or thing that was cursed; if he or it deserves to be cursed; otherwise it returns to the person who uttered it."[Abu Dawud].
Riyad as-Salihin

Sunnah.com reference : Book 18, Hadith 46 Arabic/English book reference : Book 18, Hadith 1556

Hadisi ve kaynağını oku