Peygamber’in duaları, Allah’ın salat ve selamı onun üzerine olsun

Okuma ayarları
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ.
Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın; ben de Senin kulunum. Gücüm yettiğince Sana verdiğim söz ve ahit üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Bana verdiğin nimetleri itiraf eder, günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla; çünkü günahları Senden başka bağışlayacak yoktur.
رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ (6306) عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ وَقَدْ وَصَفَ النَّبِيُّ هَذَا الدُّعَاءَ بِأَنَّهُ سَيِّدُ الِاسْتِغْفَارِ.
Buhârî (6306), Şeddâd b. Evs’ten rivayet etmiştir. Peygamber bu duayı istiğfarın efendisi olarak nitelemiştir.
اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًا، وَلَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ، فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ.
Allah’ım! Ben kendime çok zulmettim. Günahları Senden başka bağışlayacak kimse yoktur. Beni katından bir bağışlamayla bağışla ve bana merhamet et. Şüphesiz Sen çok bağışlayansın, çok merhametlisin.
رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ (834) وَمُسْلِمٌ (6869) عَنْ أَبِي بَكْرٍ.
Buhârî (834) ve Müslim (6869), Ebû Bekir’den rivayet etmiştir.
رَبِّ اغْفِرْ لِي خَطِيئَتِي وَجَهْلِي وَإِسْرَافِي فِي أَمْرِي كُلِّهِ وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي خَطَايَايَ وَعَمْدِي وَجَهْلِي وَهَزْلِي، وَكُلُّ ذَلِكَ عِنْدِي، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ.
Rabbim! Hatamı, bilgisizliğimi, bütün işlerimdeki aşırılığımı ve Senin benden daha iyi bildiğin şeyleri bağışla. Allah’ım! Hatalarımı, bilerek yaptıklarımı, bilgisizliğimi ve şaka yollu yaptıklarımı bağışla; bunların hepsi bende vardır. Allah’ım! Önceden yaptıklarımı ve sonra yaptıklarımı, gizlediklerimi ve açıkladıklarımı bağışla. Öne alan da Sensin, geriye bırakan da Sensin ve Sen her şeye gücü yetensin.
رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ (6398) وَمُسْلِمٌ (6901) عَنْ أَبِي مُوسَى.
Buhârî (6398) ve Müslim (6901), Ebû Mûsâ’dan rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ذَنْبِي كُلَّهُ، دِقَّهُ، وَجِلَّهُ، وَأَوَّلَهُ، وَآخِرَهُ، وَعَلَانِيَتَهُ، وَسِرَّهُ.
Allah’ım! Bütün günahlarımı, küçüğünü ve büyüğünü, öncekini ve sonrakini, açığını ve gizlisini bağışla.
رَوَاهُ مُسْلِمٌ (1084) عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ.
Müslim (1084), Ebû Hüreyre’den rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَالْجُبْنِ وَالْبُخْلِ وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ.
Allah’ım! Kaygı ve üzüntüden, acizlik ve tembellikten, korkaklık ve cimrilikten, borcun ağırlığından ve insanların baskısından Sana sığınırım.
رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ (6369) عَنْ أَنَسٍ.
Buhârî (6369), Enes’ten rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ، وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أُرَدَّ إِلَى أَرْذَلِ الْعُمُرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ.
Allah’ım! Cimrilikten Sana sığınırım. Korkaklıktan Sana sığınırım. Ömrün en düşkün çağına döndürülmekten Sana sığınırım. Dünya fitnesinden Sana sığınırım ve kabir azabından Sana sığınırım.
رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ (6365) عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ.
Buhârî (6365), Sa‘d b. Ebî Vakkâs’tan rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْهَرَمِ وَالْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْقَبْرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ فِتْنَةِ النَّارِ وَعَذَابِ النَّارِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْغِنَى، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، اللَّهُمَّ اغْسِلْ عَنِّي خَطَايَايَ بِمَاءِ الثَّلْجِ وَالْبَرَدِ، وَنَقِّ قَلْبِي مِنَ الْخَطَايَا كَمَا نَقَّيْتَ الثَّوْبَ الْأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ، وَبَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَايَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ.
Allah’ım! Tembellikten, düşkün ihtiyarlıktan, günahtan ve borçtan; kabir fitnesinden ve kabir azabından; ateş fitnesinden ve ateş azabından; zenginlik fitnesinin şerrinden Sana sığınırım. Yoksulluk fitnesinden ve Mesih Deccâl’in fitnesinden Sana sığınırım. Allah’ım! Günahlarımı kar ve dolu suyuyla yıka; beyaz elbiseyi kirden temizlediğin gibi kalbimi günahlardan temizle. Doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi benimle günahlarımın arasını uzaklaştır.
رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ (6368) وَمُسْلِمٌ (6871) عَنْ عَائِشَةَ.
Buhârî (6368) ve Müslim (6871), Âişe’den rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَوَاتِ وَرَبَّ الْأَرْضِ وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، رَبَّنَا وَرَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، فَالِقَ الْحَبِّ وَالنَّوَى وَمُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالْإِنْجِيلِ وَالْفُرْقَانِ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ شَيْءٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهِ، اللَّهُمَّ أَنْتَ الْأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الْآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَيْءٌ، اقْضِ عَنَّا الدَّيْنَ وَأَغْنِنَا مِنَ الْفَقْرِ.
Allah’ım! Göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve yüce arşın Rabbi! Bizim Rabbimiz ve her şeyin Rabbi! Taneyi ve çekirdeği yaran, Tevrat’ı, İncil’i ve Furkân’ı indiren Allah’ım! Perçeminden tuttuğun her şeyin şerrinden Sana sığınırım. Allah’ım! Sen ilksin, Senden önce hiçbir şey yoktur; Sen sonsun, Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen zâhirsin, Senin üstünde hiçbir şey yoktur; Sen bâtınsın, Senden daha yakın hiçbir şey yoktur. Borcumuzu öde ve bizi yoksulluktan kurtar.
رَوَاهُ مُسْلِمٌ (6889) عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ.
Müslim (6889), Ebû Hüreyre’den rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَمِلْتُ وَمِنْ شَرِّ مَا لَمْ أَعْمَلْ.
Allah’ım! Yaptığım şeylerin şerrinden ve yapmadığım şeylerin şerrinden Sana sığınırım.
رَوَاهُ مُسْلِمٌ (6895) عَنْ عَائِشَةَ.
Müslim (6895), Âişe’den rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ أَصْلِحْ لِي دِينِي الَّذِي هُوَ عِصْمَةُ أَمْرِي، وَأَصْلِحْ لِي دُنْيَايَ الَّتِي فِيهَا مَعَاشِي، وَأَصْلِحْ لِي آخِرَتِي الَّتِي فِيهَا مَعَادِي وَاجْعَلِ الْحَيَاةَ زِيَادَةً لِي فِي كُلِّ خَيْرٍ، وَاجْعَلِ الْمَوْتَ رَاحَةً لِي مِنْ كُلِّ شَرٍّ.
Allah’ım! İşimin koruyucusu olan dinimi benim için düzelt. Geçimimin bulunduğu dünyamı benim için düzelt. Dönüşümün bulunduğu ahiretimi benim için düzelt. Hayatı her hayırda benim için bir artış, ölümü de her şerden bir rahatlık kıl.
رَوَاهُ مُسْلِمٌ (6903) عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ.
Müslim (6903), Ebû Hüreyre’den rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى وَالتُّقَى وَالْعَفَافَ وَالْغِنَى.
Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istiyorum.
رَوَاهُ مُسْلِمٌ (6904) عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ.
Müslim (6904), İbn Mes‘ûd’dan rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْجُبْنِ وَالْبُخْلِ، وَالْهَرَمِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ، اللَّهُمَّ آتِ نَفْسِي تَقْوَاهَا وَزَكِّهَا أَنْتَ خَيْرُ مَنْ زَكَّاهَا، أَنْتَ وَلِيُّهَا وَمَوْلَاهَا، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا.
Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, düşkün ihtiyarlıktan ve kabir azabından Sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takvasını ver ve onu arındır; onu arındıranların en hayırlısı Sensin. Onun velisi ve mevlası Sensin. Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul edilmeyen duadan Sana sığınırım.
رَوَاهُ مُسْلِمٌ (6906) عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ.
Müslim (6906), Zeyd b. Erkam’dan rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ وَبِكَ آمَنْتُ، وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ وَبِكَ خَاصَمْتُ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِعِزَّتِكَ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ أَنْ تُضِلَّنِي، أَنْتَ الْحَيُّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَالْجِنُّ وَالْإِنْسُ يَمُوتُونَ.
Allah’ım! Sana teslim oldum, Sana iman ettim, Sana tevekkül ettim, Sana yöneldim ve Senin yardımınla mücadele ettim. Allah’ım! Beni saptırmandan Senin izzetine sığınırım; Senden başka ilah yoktur. Sen ölmeyen dirisin; cinler ve insanlar ise ölürler.
رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ (7383) وَمُسْلِمٌ (6899) عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ.
Buhârî (7383) ve Müslim (6899), İbn Abbas’tan rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ زَوَالِ نِعْمَتِكَ وَتَحَوُّلِ عَافِيَتِكَ وَفُجَاءَةِ نِقْمَتِكَ وَجَمِيعِ سَخَطِكَ.
Allah’ım! Nimetinin yok olmasından, verdiğin afiyetin değişmesinden, azabının ansızın gelmesinden ve her türlü gazabından Sana sığınırım.
رَوَاهُ مُسْلِمٌ (6943) عَنِ ابْنِ عُمَرَ.
Müslim (6943), İbn Ömer’den rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ مُصَرِّفَ الْقُلُوبِ صَرِّفْ قُلُوبَنَا عَلَى طَاعَتِكَ.
Allah’ım! Ey kalpleri yönlendiren! Kalplerimizi Sana itaate yönelt.
رَوَاهُ مُسْلِمٌ (6750) عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو.
Müslim (6750), Abdullah b. Amr’dan rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَإِسْرَافِيلَ، فَاطِرَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ، عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، أَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ، اهْدِنِي لِمَا اخْتُلِفَ فِيهِ مِنَ الْحَقِّ بِإِذْنِكَ، إِنَّكَ تَهْدِي مَنْ تَشَاءُ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ.
Allah’ım! Cebrâil’in, Mikâil’in ve İsrâfil’in Rabbi; gökleri ve yeri yoktan yaratan; gizliyi ve açığı bilen Allah’ım! Kulların arasında anlaşmazlığa düştükleri konularda Sen hükmedersin. İzninle, ayrılığa düşülen hakikat konularında bana doğru yolu göster. Şüphesiz Sen dilediğini dosdoğru yola iletirsin.
رَوَاهُ مُسْلِمٌ (1811) عَنْ عَائِشَةَ.
Müslim (1811), Âişe’den rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ، لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ، أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ.
Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan verdiğin afiyete sığınırım. Senden yine Sana sığınırım. Sana övgüleri sayıp bitiremem; Sen kendini övdüğün gibisin.
رَوَاهُ مُسْلِمٌ (1090) عَنْ عَائِشَةَ.
Müslim (1090), Âişe’den rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ جَهْدِ الْبَلَاءِ وَدَرَكِ الشَّقَاءِ وَسُوءِ الْقَضَاءِ وَشَمَاتَةِ الْأَعْدَاءِ.
Allah’ım! Belanın ağırlığından, bedbahtlığa erişmekten, kötü kaderden ve düşmanların sevinmesinden Sana sığınırım.
رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ (6347) وَمُسْلِمٌ (6877) عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ.
Buhârî (6347) ve Müslim (6877), Ebû Hüreyre’den rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ اجْعَلْ لِي فِي قَلْبِي نُورًا، وَفِي لِسَانِي نُورًا، وَفِي سَمْعِي نُورًا، وَفِي بَصَرِي نُورًا، وَمِنْ فَوْقِي نُورًا، وَمِنْ تَحْتِي نُورًا، وَعَنْ يَمِينِي نُورًا، وَعَنْ شِمَالِي نُورًا، وَمِنْ بَيْنِ يَدَيَّ نُورًا، وَمِنْ خَلْفِي نُورًا، وَاجْعَلْ فِي نَفْسِي نُورًا، وَأَعْظِمْ لِي نُورًا.
Allah’ım! Kalbimde bir nur, dilimde bir nur, işitmemde bir nur ve görmemde bir nur kıl. Üstümde bir nur, altımda bir nur, sağımda bir nur, solumda bir nur, önümde bir nur ve arkamda bir nur kıl. Nefsimde de bir nur kıl ve benim için nuru büyüt.
رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ (6316) وَمُسْلِمٌ (1797) عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ.
Buhârî (6316) ve Müslim (1797), İbn Abbas’tan rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنَ الْخَيْرِ كُلِّهِ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّرِّ كُلِّهِ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا سَأَلَكَ عَبْدُكَ وَنَبِيُّكَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَاذَ بِهِ عَبْدُكَ وَنَبِيُّكَ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ وَأَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ كُلَّ قَضَاءٍ قَضَيْتَهُ لِي خَيْرًا.
Allah’ım! Senden bütün hayrı, yakınını ve uzağını, bildiğimi ve bilmediğimi istiyorum. Bütün şerden, yakınından ve uzağından, bildiğimden ve bilmediğimden Sana sığınırım. Allah’ım! Kulunun ve peygamberinin Senden istediği hayrı Senden istiyor, kulunun ve peygamberinin Sana sığındığı şerden Sana sığınıyorum. Allah’ım! Senden cenneti ve ona yaklaştıran her sözü ve ameli istiyor; ateşten ve ona yaklaştıran her söz ve amelden Sana sığınıyorum. Benim için hükmettiğin her hükmü hayırlı kılmanı istiyorum.
رَوَاهُ ابْنُ مَاجَهْ (3846) بِإِسْنَادٍ صَحِيحٍ عَنْ عَائِشَةَ.
İbn Mâce (3846), Âişe’den sahih bir isnadla rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ بِعِلْمِكَ الْغَيْبَ وَقُدْرَتِكَ عَلَى الْخَلْقِ أَحْيِنِي مَا عَلِمْتَ الْحَيَاةَ خَيْرًا لِي، وَتَوَفَّنِي إِذَا عَلِمْتَ الْوَفَاةَ خَيْرًا لِي، اللَّهُمَّ وَأَسْأَلُكَ خَشْيَتَكَ فِي الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، وَأَسْأَلُكَ كَلِمَةَ الْحَقِّ فِي الرِّضَا وَالْغَضَبِ، وَأَسْأَلُكَ الْقَصْدَ فِي الْفَقْرِ وَالْغِنَى، وَأَسْأَلُكَ نَعِيمًا لَا يَنْفَدُ، وَأَسْأَلُكَ قُرَّةَ عَيْنٍ لَا تَنْقَطِعُ، وَأَسْأَلُكَ الرِّضَاءَ بَعْدَ الْقَضَاءِ، وَأَسْأَلُكَ بَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ، وَأَسْأَلُكَ لَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ وَالشَّوْقَ إِلَى لِقَائِكَ فِي غَيْرِ ضَرَّاءَ مُضِرَّةٍ وَلَا فِتْنَةٍ مُضِلَّةٍ، اللَّهُمَّ زَيِّنَّا بِزِينَةِ الْإِيمَانِ، وَاجْعَلْنَا هُدَاةً مُهْتَدِينَ.
Allah’ım! Gaybı bilmen ve yaratmaya gücünün yetmesi hürmetine, hayatı benim için hayırlı bildiğin sürece beni yaşat; ölümü benim için hayırlı bildiğinde canımı al. Allah’ım! Gizlide ve açıkta Senden korkmayı, hoşnutluk ve öfke hâlinde hak sözü söylemeyi, yoksulluk ve zenginlikte ölçülü olmayı Senden istiyorum. Senden tükenmeyen nimet, kesilmeyen göz aydınlığı, hükmünden sonra hoşnutluk ve ölümden sonra hoş bir hayat istiyorum. Zarar veren bir sıkıntı ve saptırıcı bir fitne olmaksızın yüzüne bakmanın lezzetini ve Sana kavuşma özlemini istiyorum. Allah’ım! Bizi iman süsüyle süsle ve doğru yolda olan, doğru yola ileten kimseler eyle.
رَوَاهُ النَّسَائِيُّ (1305) بِإِسْنَادٍ حَسَنٍ عَنْ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ.
Nesâî (1305), Ammâr b. Yâsir’den hasen bir isnadla rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي دِينِي وَدُنْيَايَ وَأَهْلِي وَمَالِي، اللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي وَآمِنْ رَوْعَاتِي، وَاحْفَظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ وَمِنْ خَلْفِي وَعَنْ يَمِينِي وَعَنْ شِمَالِي وَمِنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي.
Allah’ım! Senden dünyada ve ahirette af ve afiyet istiyorum. Allah’ım! Dinimde, dünyamda, ailemde ve malımda Senden af ve afiyet istiyorum. Allah’ım! Kusurlarımı ört ve korkularımı güvene çevir. Beni önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden koru. Altımdan ansızın helake uğratılmaktan Senin azametine sığınırım.
رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ (5074) وَغَيْرُهُ بِإِسْنَادٍ صَحِيحٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ.
Ebû Dâvûd (5074) ve başkaları, İbn Ömer’den sahih bir isnadla rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، فَاطِرَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي وَشَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ.
Allah’ım! Gizliyi ve açığı bilen, gökleri ve yeri yoktan yaratan, her şeyin Rabbi ve sahibi olan Allah’ım! Senden başka ilah olmadığına şahitlik ederim. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve onun şirke çağırmasından Sana sığınırım.
رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ (3392) وَغَيْرُهُ بِإِسْنَادٍ صَحِيحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ.
Tirmizî (3392) ve başkaları, Ebû Hüreyre’den sahih bir isnadla rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الثَّبَاتَ فِي الْأَمْرِ، وَالْعَزِيمَةَ عَلَى الرُّشْدِ، وَأَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ، وَعَزَائِمَ مَغْفِرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ شُكْرَ نِعْمَتِكَ، وَحُسْنَ عِبَادَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ قَلْبًا سَلِيمًا، وَلِسَانًا صَادِقًا، وَأَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا تَعْلَمُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا تَعْلَمُ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِمَا تَعْلَمُ، إِنَّكَ أَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ.
Allah’ım! İşte sebatı ve doğru yolda kararlılığı Senden istiyorum. Rahmetini ve bağışlamanı gerektiren sebepleri Senden istiyorum. Nimetine şükretmeyi ve Sana güzelce kulluk etmeyi Senden istiyorum. Senden sağlam bir kalp ve doğru sözlü bir dil istiyorum. Bildiğin şeylerin hayrını Senden istiyor, bildiğin şeylerin şerrinden Sana sığınıyor ve bildiğin günahlarım için Senden bağışlanma diliyorum. Şüphesiz gaybları en iyi bilen Sensin.
رَوَاهُ الطَّبَرَانِيُّ فِي "الْكَبِيرِ" (7135) عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ.
Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr’de (7135), Şeddâd b. Evs’ten rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ اكْفِنِي بِحَلَالِكَ عَنْ حَرَامِكَ وَأَغْنِنِي بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ.
Allah’ım! Beni helalinle haramından uzak tut ve lütfunla beni Senden başkasına muhtaç etme.
رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ (3563) بِإِسْنَادٍ حَسَنٍ عَنْ عَلِيٍّ.
Tirmizî (3563), Ali’den hasen bir isnadla rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ عَافِنِي فِي بَدَنِي، اللَّهُمَّ عَافِنِي فِي سَمْعِي، اللَّهُمَّ عَافِنِي فِي بَصَرِي، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكُفْرِ وَالْفَقْرِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ.
Allah’ım! Bedenime afiyet ver. Allah’ım! İşitmeme afiyet ver. Allah’ım! Görmeme afiyet ver. Senden başka ilah yoktur. Allah’ım! Küfürden ve yoksulluktan Sana sığınırım. Allah’ım! Kabir azabından Sana sığınırım. Senden başka ilah yoktur.
رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ (5090) بِإِسْنَادٍ حَسَنٍ عَنْ أَبِي بَكْرَةَ.
Ebû Dâvûd (5090), Ebû Bekre’den hasen bir isnadla rivayet etmiştir.
رَبِّ أَعِنِّي وَلَا تُعِنْ عَلَيَّ، وَانْصُرْنِي وَلَا تَنْصُرْ عَلَيَّ، وَامْكُرْ لِي وَلَا تَمْكُرْ عَلَيَّ، وَاهْدِنِي وَيَسِّرِ الْهُدَى لِي، وَانْصُرْنِي عَلَى مَنْ بَغَى عَلَيَّ، رَبِّ اجْعَلْنِي لَكَ شَكَّارًا، لَكَ ذَكَّارًا، لَكَ رَهَّابًا، لَكَ مِطْوَاعًا، لَكَ مُخْبِتًا إِلَيْكَ أَوَّاهًا مُنِيبًا، رَبِّ تَقَبَّلْ تَوْبَتِي وَاغْسِلْ حَوْبَتِي وَأَجِبْ دَعْوَتِي وَثَبِّتْ حُجَّتِي وَسَدِّدْ لِسَانِي وَاهْدِ قَلْبِي وَاسْلُلْ سَخِيمَةَ صَدْرِي.
Rabbim! Bana yardım et, aleyhime yardım etme. Bana zafer ver, aleyhime zafer verme. Benim lehime tedbir kur, aleyhime tedbir kurma. Bana hidayet ver ve hidayeti benim için kolaylaştır. Bana haksızlık edene karşı yardım et. Rabbim! Beni Sana çok şükreden, Seni çok anan, Senden çok korkan, Sana çok itaat eden, Sana gönülden boyun eğen, Sana yönelip içtenlikle yalvaran bir kul eyle. Rabbim! Tövbemi kabul et, günahımı yıka, duamı kabul et, delilimi sağlamlaştır, dilimi doğru söylemeye yönelt, kalbime hidayet ver ve göğsümdeki kini çıkar.
رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ (3551) وَغَيْرُهُ بِإِسْنَادٍ صَحِيحٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ.
Tirmizî (3551) ve başkaları, İbn Abbas’tan sahih bir isnadla rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ كُلُّهُ، اللَّهُمَّ لَا قَابِضَ لِمَا بَسَطْتَ، وَلَا بَاسِطَ لِمَا قَبَضْتَ، وَلَا هَادِيَ لِمَا أَضْلَلْتَ، وَلَا مُضِلَّ لِمَنْ هَدَيْتَ، وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلَا مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلَا مُقَرِّبَ لِمَا بَاعَدْتَ، وَلَا مُبَاعِدَ لِمَا قَرَّبْتَ، اللَّهُمَّ ابْسُطْ عَلَيْنَا مِنْ بَرَكَاتِكَ وَرَحْمَتِكَ وَفَضْلِكَ وَرِزْقِكَ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ النَّعِيمَ الْمُقِيمَ الَّذِي لَا يَحُولُ وَلَا يَزُولُ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ النَّعِيمَ يَوْمَ الْعَيْلَةِ، وَالْأَمْنَ يَوْمَ الْخَوْفِ، اللَّهُمَّ إِنِّي عَائِذٌ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا أَعْطَيْتَنَا وَشَرِّ مَا مَنَعْتَ، اللَّهُمَّ حَبِّبْ إِلَيْنَا الْإِيمَانَ وَزَيِّنْهُ فِي قُلُوبِنَا، وَكَرِّهْ إِلَيْنَا الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ، وَاجْعَلْنَا مِنَ الرَّاشِدِينَ، اللَّهُمَّ تَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ، وَأَحْيِنَا مُسْلِمِينَ، وَأَلْحِقْنَا بِالصَّالِحِينَ غَيْرَ خَزَايَا وَلَا مَفْتُونِينَ، اللَّهُمَّ قَاتِلْ الْكَفَرَةَ الَّذِينَ يُكَذِّبُونَ رُسُلَكَ، وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِكَ، وَاجْعَلْ عَلَيْهِمْ رِجْزَكَ وَعَذَابَكَ، اللَّهُمَّ قَاتِلْ الْكَفَرَةَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ إِلَهَ الْحَقِّ.
Allah’ım! Hamdin tamamı Sanadır. Allah’ım! Senin açtığını daraltacak, daralttığını açacak, saptırdığına hidayet verecek, hidayet verdiğini saptıracak, vermediğini verecek, verdiğine engel olacak, uzaklaştırdığını yaklaştıracak ve yaklaştırdığını uzaklaştıracak kimse yoktur. Allah’ım! Bereketlerinden, rahmetinden, lütfundan ve rızkından üzerimize bolca yay. Allah’ım! Senden değişmeyen ve yok olmayan sürekli nimet istiyorum. Allah’ım! Yoksulluk gününde nimet, korku gününde güven istiyorum. Allah’ım! Bize verdiğinin şerrinden ve vermediğinin şerrinden Sana sığınırım. Allah’ım! Bize imanı sevdir ve onu kalplerimizde süsle; bize küfrü, fâsıklığı ve isyanı sevimsiz göster ve bizi doğru yolu bulanlardan eyle. Allah’ım! Bizi Müslüman olarak öldür, Müslüman olarak yaşat ve bizi rezil olmadan, fitneye düşmeden salihlere kat. Allah’ım! Elçilerini yalanlayan ve Senin yolundan alıkoyan kâfirlerle savaş; üzerlerine azabını ve cezanı indir. Allah’ım! Kendilerine kitap verilen kâfirlerle savaş, ey hak ilah!
رَوَاهُ الْإِمَامُ أَحْمَدُ (15492) عَنْ رِفَاعَةَ الزُّرَقِيِّ بِإِسْنَادٍ صَحِيحٍ.
İmam Ahmed (15492), Rifâa ez-Zurakî’den sahih bir isnadla rivayet etmiştir.
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.
Allah’ım! İbrahim’e ve İbrahim’in ailesine salât ettiğin gibi Muhammed’e ve Muhammed’in ailesine de salât eyle. Şüphesiz Sen övülmeye layıksın ve şanın yücedir. Allah’ım! İbrahim’i ve İbrahim’in ailesini mübarek kıldığın gibi Muhammed’i ve Muhammed’in ailesini de mübarek kıl. Şüphesiz Sen övülmeye layıksın ve şanın yücedir.
رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ (3370) وَمُسْلِمٌ (908) عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ.
Buhârî (3370) ve Müslim (908), Kâ‘b b. Ucre’den rivayet etmiştir.
Okuma süresiHazır olduğunuzda başlayın
0 / 0

Tamamlanan okumalarınız burada görünecek.

Okuma duraklatıldı

Açıklama ve kaynak

Zikri paylaş

WhatsApp Telegram Facebook X
Paylaşılacak metin

Yeniden başlansın mı?

Bu, kategorinin mevcut sayaçlarını ve kayıtlı yerini temizler. Tamamlanmış okuma geçmişiniz saklanır.

Hadis kütüphanesinden

Hadis
Bara' (May Allah be pleased with him) reported: Messenger of Allah (ﷺ) was of medium stature. I saw him wearing a red mantle. I have never seen anything more graceful than that.[Al-Bukhari and Muslim].
It was narrated that 'Aishah said: "The head of the Messenger of Allah (ﷺ) would rest in the lap of one of us when she was menstruating, and he would recite Qur'an."